yeryuzukitap.com

Fehmü'l Kur'an (3 Cilt Takım)
Siyer Eşliğinde Kur'an'ı Anlamak

Yayınevi: Mana Yayınları
ISBN
9786055793746
Sayfa Sayısı
1523
Basım Tarihi
2017
Kapak Türü
Ciltli
Dili
Türkçe
Stok Miktarı: 0
%45 İNDİRİM
270,00 TL
148,50 TL
Satışta değil
Fehmü'l Kur'an (3 Cilt Takım)
Fehmü'l Kur'an (3 Cilt Takım) Siyer Eşliğinde Kur'an'ı Anlamak
Mana Yayınları
148.50
Muhammed Âbid el-Câbirî'nin bu tefsirde savunduğu iki temel husus bulunmaktadır. Bunlardan birincisi "mutâbakatu mesâri't-tenzîl li mesîreti'd-da've" şeklinde ifade ettiği Kur'ân'ı Hz. Peygamber'in sîreti eşliğinde okuma prensibidir. Bu prensip uyarınca Câbirî Hz. Peygamber'in yaklaşık yirmi üç yıl süren sîretini yedi aşamaya ayırır ve her bir aşamada Kur'ân'ın tebliğ seyrinin ve Hz. Peygamber'in davet sürecinin hangi durumda olduğunu etraflıca tasvir eder. Bu noktada İbn Hişam'ın Siyeri ve es-Sîretu'l-Halebiyye gibi kaynakların yanı sıra Taberî tefsirinden ve Vahıdî'nin Esbâb-ı nüzûl'ünden istifade ederek hangi aşamada hangi sûrelerin inzâl edilmiş olduğunu tespit etmeye çalışır. Ardından da bu sûreleri inzâl edilmiş oldukları aşamanın koşullarını dikkate alarak tefsir etmeye çalışır.
İkincisi de "vahdetu's-süver/vahdetü'n-nass" şeklinde ifade ettiği sûrelerin iç bütünlüğünü esas alma prensibidir. Esbâb-ı nüzûl rivâyetlerine yönelik çeşitli eleştiriler yapan Câbirî nihayetinde bu rivâyetlerin tefsir için tek başına yeterli olmadığını ifade etmekte ve daha genel bir çerçeve olarak "Kur'ân metninin iç bütünlüğü" ilkesini önermektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde sûrelerin Hz. Peygamber'in tevcihatı doğrultusunda teşekkül ettirilmiş olmasına (tevkîfîlik) işaret etmekte ve herhangi bir âyetin özellikle bir sûrede yer alması gerektiğinin Hz. Peygamber tarafından söylenmiş olmasının o âyetin bizzat o sûrede belli bir anlama delalet edecek olmasına işaret ettiğini savunmaktadır. Tevkîfîliği bu şekilde değerlendiren Câbirî'ye göre artık Kur'ân metninde "nesh edilmiş olan" yani metnin bütünsel anlamına katkısı olmayan bir âyetin bulunması mümkün değildir.
Câbirî'nin savunduğu bu yöntem metodolojik bir teklif olarak yeni ve özgün olmakla beraber klasik tefsirde karşılığı bulunmayan büsbütün çağdaş bir olgu da değildir. Nitekim bizzat Câbirî'nin kendisinin de sıklıkla tespit ettiği ve tefsirinde çok yerde işaret ettiği üzere klasik tefsirde hem Kur'ân'ın metin içi bütünlüğüne hem de nüzûl ortamına vurgu yaparak âyetleri tefsir etmenin bolca örnekleri mevcuttur. Câbirî'nin meziyeti bunu bir "tefsir yöntemi" olarak önermiş olmasıdır.
  • Açıklama
    • Muhammed Âbid el-Câbirî'nin bu tefsirde savunduğu iki temel husus bulunmaktadır. Bunlardan birincisi "mutâbakatu mesâri't-tenzîl li mesîreti'd-da've" şeklinde ifade ettiği Kur'ân'ı Hz. Peygamber'in sîreti eşliğinde okuma prensibidir. Bu prensip uyarınca Câbirî Hz. Peygamber'in yaklaşık yirmi üç yıl süren sîretini yedi aşamaya ayırır ve her bir aşamada Kur'ân'ın tebliğ seyrinin ve Hz. Peygamber'in davet sürecinin hangi durumda olduğunu etraflıca tasvir eder. Bu noktada İbn Hişam'ın Siyeri ve es-Sîretu'l-Halebiyye gibi kaynakların yanı sıra Taberî tefsirinden ve Vahıdî'nin Esbâb-ı nüzûl'ünden istifade ederek hangi aşamada hangi sûrelerin inzâl edilmiş olduğunu tespit etmeye çalışır. Ardından da bu sûreleri inzâl edilmiş oldukları aşamanın koşullarını dikkate alarak tefsir etmeye çalışır.
      İkincisi de "vahdetu's-süver/vahdetü'n-nass" şeklinde ifade ettiği sûrelerin iç bütünlüğünü esas alma prensibidir. Esbâb-ı nüzûl rivâyetlerine yönelik çeşitli eleştiriler yapan Câbirî nihayetinde bu rivâyetlerin tefsir için tek başına yeterli olmadığını ifade etmekte ve daha genel bir çerçeve olarak "Kur'ân metninin iç bütünlüğü" ilkesini önermektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde sûrelerin Hz. Peygamber'in tevcihatı doğrultusunda teşekkül ettirilmiş olmasına (tevkîfîlik) işaret etmekte ve herhangi bir âyetin özellikle bir sûrede yer alması gerektiğinin Hz. Peygamber tarafından söylenmiş olmasının o âyetin bizzat o sûrede belli bir anlama delalet edecek olmasına işaret ettiğini savunmaktadır. Tevkîfîliği bu şekilde değerlendiren Câbirî'ye göre artık Kur'ân metninde "nesh edilmiş olan" yani metnin bütünsel anlamına katkısı olmayan bir âyetin bulunması mümkün değildir.
      Câbirî'nin savunduğu bu yöntem metodolojik bir teklif olarak yeni ve özgün olmakla beraber klasik tefsirde karşılığı bulunmayan büsbütün çağdaş bir olgu da değildir. Nitekim bizzat Câbirî'nin kendisinin de sıklıkla tespit ettiği ve tefsirinde çok yerde işaret ettiği üzere klasik tefsirde hem Kur'ân'ın metin içi bütünlüğüne hem de nüzûl ortamına vurgu yaparak âyetleri tefsir etmenin bolca örnekleri mevcuttur. Câbirî'nin meziyeti bunu bir "tefsir yöntemi" olarak önermiş olmasıdır.
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat