yeryuzukitap.com

Angelika

Yayınevi: İz Yayıncılık
ISBN
9786053264460
Sayfa Sayısı
130
Basım Tarihi
2020
Kapak Türü
Karton Kapak
Dili
Türkçe
Stok Miktarı: 0
14,00 TL
Stokta yok
Angelika
Angelika
İz Yayıncılık
14.00
Yorganın içinde sapsarı bir baş görmek alışık olmadığım bir durum. Sıcakça yanımda yatıyor. Saçları terlemiş boynuna yapışmış biraz. Yüzünde hafif bir gülümseme var. Bir meleğin masumiyeti içinde derin bir uykuya dalmış. Rüyasında kalın gözlüklerine ihtiyaç duymadan her şeyi gördüğünden ve hiç bilmediği yerlerde aşina bir rahatlıkla gezip dolaştığından eminim. Göğsü ay ışığının altında inip kalkıyor tehlikeleri göze alıp insanlara yaklaşan bir güvercininki gibi telaşlı ve ritmik. Bense uyuyamıyorum bir türlü.
Yatakta biraz itekleyip kendime yer açayım derken tanıdım Angelika'yı. Dokununca anladım içindeki doluluğu. İçinde çizilecek resimler söylenecek şarkılar olduğunu kuşları kaplumbağaları köpekleri tırtılları köstebekleri çilekli ve limonlu dondurmayı sevdiğini anlamak için büyümüş bir kız olmama gerek yoktu. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Konuşmanın şart olmadığını görmenin ve dokunmanın daha esaslı bir anlaşma yolu olarak aramızda uzanıp gideceğini hissedebiliyordum. Hatta onu böyle melek gibi uyurken çözmüştüm. Uyanır uyanmaz bana gülümseyeceğine hemen evcilik oynamaya başlayabileceğimize adım gibi inanıvermiştim.
Bir toprakta yabancı olmak kadın olmak yaşamak yazmak... Ramazanoğlu'nun kadınlık yabancılık ötekilik dışarıda olma hallerini öykülediği satırlar birçok insanlık durumunu gözler önüne seriyor. Şu dünyada hangimizin yabancı hangimizin yerli olabileceğini dahası bu adlandırmaların sahiciliğini imkânını tartışıyor Angelika'nın Alissa'nın Mukadder'in Hüküm'ün ve diğerlerinin hikâyelerinde.
  • Açıklama
    • Yorganın içinde sapsarı bir baş görmek alışık olmadığım bir durum. Sıcakça yanımda yatıyor. Saçları terlemiş boynuna yapışmış biraz. Yüzünde hafif bir gülümseme var. Bir meleğin masumiyeti içinde derin bir uykuya dalmış. Rüyasında kalın gözlüklerine ihtiyaç duymadan her şeyi gördüğünden ve hiç bilmediği yerlerde aşina bir rahatlıkla gezip dolaştığından eminim. Göğsü ay ışığının altında inip kalkıyor tehlikeleri göze alıp insanlara yaklaşan bir güvercininki gibi telaşlı ve ritmik. Bense uyuyamıyorum bir türlü.
      Yatakta biraz itekleyip kendime yer açayım derken tanıdım Angelika'yı. Dokununca anladım içindeki doluluğu. İçinde çizilecek resimler söylenecek şarkılar olduğunu kuşları kaplumbağaları köpekleri tırtılları köstebekleri çilekli ve limonlu dondurmayı sevdiğini anlamak için büyümüş bir kız olmama gerek yoktu. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Konuşmanın şart olmadığını görmenin ve dokunmanın daha esaslı bir anlaşma yolu olarak aramızda uzanıp gideceğini hissedebiliyordum. Hatta onu böyle melek gibi uyurken çözmüştüm. Uyanır uyanmaz bana gülümseyeceğine hemen evcilik oynamaya başlayabileceğimize adım gibi inanıvermiştim.
      Bir toprakta yabancı olmak kadın olmak yaşamak yazmak... Ramazanoğlu'nun kadınlık yabancılık ötekilik dışarıda olma hallerini öykülediği satırlar birçok insanlık durumunu gözler önüne seriyor. Şu dünyada hangimizin yabancı hangimizin yerli olabileceğini dahası bu adlandırmaların sahiciliğini imkânını tartışıyor Angelika'nın Alissa'nın Mukadder'in Hüküm'ün ve diğerlerinin hikâyelerinde.
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat